KANSERDEN KORKMA GEÇ KALMAKDAN KORK!!!
20 Ocak 2018

KANSERDEN KORKMA GEÇ KALMAKDAN KORK!!!

Özel PARKHAYAT Akşehir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı ( Dahiliye ) Dr. Batuhan Erdoğdu kanser, risk faktörleri ve belirtileri ile ilgili bilgi vererek, erken tanı ile çoğu kanserin tedavisinin olduğunun bilinerek kanserden değil geç kalmaktan korkmamız gerektiğini anlamamız gerekmektedir, dedi.

KANSER NEDİR

Sağlıklı vücut hücrelerinin çoğu gerektiği yerde gerektiği kadar bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Buna karşın kanser hücreleri herhangi bir nedenle kontrolsüz bölünmeye başlayıp çoğalırlar. Bu hücreler birikerek tümörleri (kitleleri) oluştururlar. Tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içlerine sızabilir, beslenmelerini bozabilir, ya da tahrip edebilirler. Kanser hücreleri, kan ya da lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir. Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde, var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır.

Kanser hem dünyada hem de ülkemizde sebebi bilinen ölümler sıralamasında kalp hastalıklardan sonra ikinci ölüm sebebi olması nedeniyle önemli bir toplum sağlığı sorunudur. 2030 yılında yıllık 22 milyon yeni vaka ortaya çıkması yani 2008 verilerine göre yeni vakalarda %75 artış olması beklenmektedir. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 4 milyonu genç yaşta (30-69 yaş) olmak üzere 7.6 milyon kişi kanserden kaybedilmektedir. Bu nedenle risk faktörlerinin doğru bir şekilde anlaşılıp önlem alınması, alarm semptomlarının bilinmesi erken teşhis açısından taramaların zamanında ve doğru bir biçimde yapılması hayati önem taşımaktadır

                RİSK FAKTÖRLERİ

Kanser %90 çevresel, %10 oranında ise genetik faktörlere bağlı oluşmaktadır.

  • Sigara: Özellikle sigara kullanımının çok sayıda kanserle kanıtlanmış ilişkisi bulunmaktadır. Bu nedenle sigara kullanılmaması önerilmektedir.
  • Alkol
  • Bazı kimyasal maddeler (katran, benzin, boya maddeleri, asbest vb)
  • Bazı virüsler (hepatit virüsleri, EBV, HIV, HPV vb )
  • Hava kirliliği
  • Radyasyona maruz kalma: Özellike tiroid ve kan kanserlerinde risk faktörüdür.
  • Kötü beslenme alışkanlığı: ( işlenmiş ve hazır gıdalardan zengin, sebzeden fakir beslenme)
  • Obezite : Obez hastalarda çoğu kanserin görülme sıklığı ve öldürücülüğü artmaktadır.

BELİRTİLERİ :

  • Açıklanamayan kanama veya ciltte morarma olması (burun, ağız içi, makat, rahim, cilt, cilt altı vb)
  • Kilo kaybı, gece terlemesi, iştahsızlık, bulantı kusma, karın ağrısı, ateş, şiddetli kaşıntı
  • Vücutta yaygın şiddetli ağrı, halsızlik, renkte solukluk, sarılık
  • Memede veya vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan şişlik ve sertlikler
  • İyileşmeyen yaralar
  • Uzun süreli ses kısıklığı ve öksürük, kanlı balgam
  • Yutkunma güçlüğü ve hazımsızlık
  • Ben ve siğillerde meydana gelen büyüme, kanama, renk değişikliği, yara.
  • Büyük ve küçük abdest yapmadaki değişiklikler, büyük abdest renginde siyahlaşma
  • Tedaviye dirençli kulak çınlaması, baş dönmesi, şiddetli baş ağrısı, tek taraflı kollarda ve bacaklarda uyuşma, göz kapağında düşme, bulantı kusma

Bu belirtilerden herhangi birinin olması durumunda mutlaka detaylı olarak araştırılması uygun olacaktır

KANSER TARAMALARI

Kanserin erkenden teşhisi için yıllardır çeşitli tarama programları üzerinde çalışılmaktadır. Son gelişmelere göre özellikle ortaya çıkışının önlenebildiği, taramalarla kansere bağlı ölümlerin önüne geçilebildiği ve erken teşhis edildiğinde tedavinin yaşam kalitesine çok şey katabildiği kanser türlerini göz önüne alırsak korunmanın önemi artmaktadır.

TARAMA PROGRAMLARI

Meme kanseri: Türkiye’de ve dünyada kadınlarda en sık görülen ve aynı zamanda da en sık ölüme neden olan kanser türüdür. En önemli erken teşhis yöntemi hastanın kendi kendinin muayenesidir. 20-40 yasından itibaren 3 senede bir klinik muayene yapılması, 40 yaş sonrası ise senelik şikayeti olmasa dahi muayene ve mamografi yapılması önerilmektedir.

Rahim ağzı kanseri: Kadınlarda meme kanseri ve kolon kanserinden sonra üçüncü sırada görülür. İki yılda bir smear testi, ya da üç yılda bir co-testing, veya 30 yaşından önce başlamamak kaydıyla beş yılda bir primer HPV testi ile tarama önerilmektedir.

Kolon kanseri: Kolon tümörleri yavaş büyür ve semptomatik hale geldiklerinde genellikle hastalık ileri evreye varmış durumdadır. Hastaların sadece % 40’ında erken evrede teşhis konulmaktadır. Kolon kanseri erken teşhis edildiğinde ilk 5 yılda hayatta kalma oranının yüzde 90 olduğunu ama geç kalındığında bu oranın çok düştüğünü unutmamak gerekmektedir. Bu nedenle şikayeti olmasa bile mutlaka tetkikler yapılmalıdır. 40 yaşından başlanarak rutin olarak yapılan Gaitada Gizli Kan Testi (GGK)  50 yaşından itibaren ise öncü lezyonlar olan poliplerin saptanması için hem kadın hem de erkeklerde kolonoskopi yaptırılması önerilmektedir. Polip ya da kanser yoksa 5 yılda bir tekrarlanır, eğer polip saptanmışsa 3 yılı geçmeden, tercihen yılda 1 kolonoskopi tekrarlanması da önerilmektedir. Ailede kolon kanser öyküsü olanlarda ise 40 yaşından başlanarak kolonoskopi önerilmektedir.

Açıklanamayan kansızlık, büyük abdestte siyahlaşma, kilo kaybı, şiddetli mide ağrısı-yanması gibi alarm semptomları varlığında mutlaka endoskopi, kolonoskopi ile araştırılmalıdır. Kolon kanseri, mide kanseri gibi sinsi ilerleyen hastalıklar önlenmelidir.

Prostat kanseri: Erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türüdür. Gece idrara çıkma, sık kesik kesik idrar yapma, kanlı meni, kanlı idrar görülmesi, kasıkta ağrı gibi semptomlar ile kendini belli edebilir. Yaş, aile öyküsü, kırmızı et ağırlıklı beslenme, hormon tedavisi bu kanser türü için risk faktörleridir. Erken tedavi ile tamamen sağlıklı bir hayat sürebileceğimiz hastalıklardan biri olması nedeniyle erken teşhis çok önemlidir. Taramalar ile ilgili tartışmalar olsa da özetle 40 yaş itibari ile psa (kanda ölçülen bir belirteç) ölçümü, 50 yaş itibari ile senelik muayene ve psa ölçümü önerilmektedir.

Akciğer kanseri: Dünyada ve ülkemizde erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. %90 nedeni tütün ürünleridir. Sigara dumanında 4000’den fazla kimyasal ve 70’den fazla kanser oluşumuna neden olan madde olduğu bilinmektedir. Nargile de akciğer kanseri başta olmak üzere birçok kansere ve başka hastalıklara yol açmaktadır. Pasif içicilik, asbest, radon gazı, radyon da diğer risk faktörleridir.

Çoğu akciğer kanseri türü geç semptom vermesi nedeniyle ne yazık ki ancak ileri hastalık evresinde yakalanabilmektedir. Özellikle geçmeyen öksürük, kanlı balgam, tekrarlayan akciger enfeksiyonları, kilo kaybı, kemik ağrıları, göğüs ağrısı, nefes darlığı, iştahsızlık, baş ağrısı, dönmesi, tek taraflı göz kapağında düşüklük, tek taraflı uyuşma, nöbet denge sorunları gibi semptomlar var ise mutlaka en kısa zamanda detaylı bir muayene önerilmektedir. Tarama programı olarak sigara içenlerde düşük doz tomografi ile ABD’de ciddi fayda görülmüş olmasına karşın ülkemizde karışabilecek tuberkuloz ve meslek hastalıklarının yoğunlugu nedeniyle rutin olarak önerilmemektedir. Özellikle sigara içen hastalarda akciğer grafisi, balgam örneği ve gerek görülür ise erken aşamada tomografi önerilmektedir.

Lenfoma: Boyunda, koltuk altında ya da kasıklardaki lenf bezlerinde ağrısız şişlik, gece terlemesi, kilo kaybı gibi durumlarda hastanın değerlendirilmesi gerekmektedir.

Cilt kanseri: Özellikle çok açık bir ten rengine sahip olanlar ve vücudunda fazla ben bulunanlar cilt kanseri konusunda daha yüksek risk altında olduğundan, hekim tarafından dermatoskopi yöntemi ile ben takibinin yapılması önem taşımaktadır. Benlerde herhangi bir renk değişikliği durumunda tekrar değerlendirilmesi önerilmektedir.

Tiroid kanseri: Hastanın boynunda baskı hissi, şişlik, fizik muayenede ele gelen nodul veya tiroid fonksiyon testlerinde anormallik olması durumda ultrasonografi veya sintigrafi ile değerlendirilen hastadan ince iğne biyopsisi alınarak patolojik inceleme ile tanı konmaktadır. Özellikle ailede tiroid kanseri öyküsü, boyuna radyoterapi öyküsü olan hastalarda mutlaka kontrol önerilmektedir. Sinirlilik, halsizlik, titreme, kilo kaybı veya alımı, depresif duygu durum, yorgunluk, cilt kuruluğu, halsizlik, uyku hali, hafıza problemleri gibi yakınmalar var ise kan ve tiroid görüntülenmesi planlanabilir. Özet olarak; kanserde toplum sağlığına yönelik olarak asıl amacımız önlenebilir nedenleri en aza indirmektir. (Özellikle sigara ve obezite ile ilgili ciddi çalışmalar yapılmalıdır). Erken tanı ile çoğu kanserin tedavisinin olduğunun bilinerek kanserden değil geç kalmaktan korkmamız gerektiğini anlamamız gerekmektedir.